Çiçek ile Su

Çiçek ile Su

Bir gün bir çiçek ile bir su tanışırlar ve arkadaş olurlar. Çok güzel giden arkadaşlıkları bir süre sonra çiçeğin aşkıyla birlikte, arkadaşlıktan öteye gider. Çiçek sürekli, suya olan aşkını dile getirir, onun için etrafa güzel kokular yayar. “Bu güzel kokular sadece senin için su,” der neşeyle. “Seni seviyorum.” Aradan zaman geçip, birbirlerini daha da sevmeye başladıkça, su da çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Çiçek bir gün güzel kokular yayarak, “Seni seviyorum su,” der mutlulukla. “Ben de seni seviyorum,” diye karşılık verir su. Aradan biraz daha zaman geçer. Eskisi kadar yoğun bir koku olmasa da çiçek güzel kokular yaymaya devam eder. Suyla buluştuğu bir gün, yine etrafa güzel bir koku yayarak, “Su, sevgilim,” der. “Ben seni gerçekten çok seviyorum.” “Ben de seni çok seviyorum çiçek.” Aradan belirli bir zaman daha geçer ve su bitkinleşmeye başlar. Elinden geldiğince güzel koku yayarak, “Su,” der yeniden. “Ben seni her şeyden çok seviyorum, seni önemsiyorum.” Su da aynı cevabı verir, “Ben de seni her şeyden çok seviyorum ve çok önemsiyorum.” Bir süre sonra çiçek hastalanır. Su doktor çağırarak, sevgilisinin rahatsızlığını öğrenmek ve bir çözüm bulmak ister. Doktor gelip, çiçeği muayene ettikten sonra, “Bu çiçeğin kurtuluşu yok. Kısa bir süre sonra hayatını kaybedecek,” diye teşhisini koyar. Su kahrolmuştur. Üzüntüyle sorar doktora, “Peki rahatsızlığı ne, neden bu hallere düştü?” Suyu kahredecek bir cevap verir doktor; “Bu çiçek susuz kalmış beyefendi!” *Sevmek sadece söylemek değil, sevdiğini hissettirmektir. Onun yanında olmak, ona varlığınla destek olmaktır. Sevdiklerimizin kıymetini yanımızdayken bilmeli, bir saat sonra ne olacağı belli olmayan bu hayatta sevdiklerimize sahip çıkmalıyız. Özdemir Asaf’ın şu sözü, bu durumu çok iyi açıklıyor: -Bir bakmışsın saat üç, bir bakmışsın saat hiç.

Yorumlar

Henüz yorum yazılmamış


Yorum yazmak ister misiniz?